“İyilik ödülleriyle vücut bulan hassasiyetlere çok ihtiyacımız var”

Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından bu yıl 5.’si düzenlenen Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmada, Türkiye’nin, vicdansızlık ve çifte standardın karabasan gibi dünyanın üzerine çöktüğü bir dönemde merhametin, şefkatin, iyiliğin sesi olduğunu söyledi.
“Biz sadece ülkesindeki çatışmalardan kaçan 3,6 milyon Suriyeli kardeşimize kapımızı açmadık, aynı zamanda onları bağrımıza bastık. Sınırlarımıza gelen hiç kimsenin etnik kimliğini, dinini, kültürünü, meşrep ve mezhebini sorgulamadık” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Yaşadığımız çağda, neticeyi sadece Hak’tan, Halık’tan, Allah’tan bekleyerek yapılan çalışmalar, adeta altın değerindedir. Hemen her şeyin kıymetinin parayla ölçüldüğü, her şeye menfaat penceresinden bakıldığı bir dönemde bu ödüller çöldeki vaha gibidir. Günümüzde, iyilik ödülleriyle vücut bulan hassasiyetlere gerçekten çok ihtiyacımız var. Günlük yaşantımızda, siyasette, ticarette, uluslararası ilişkilerde şahit olduğumuz hadiseler; insanı insan yapan en önemli hasletin iyilik olduğunu, ihsan olduğunu, yardım olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Dün olduğu gibi bugün de dünyamız iyi insanların, hayır, hasenat sahiplerinin yüzü suyu hürmetine ayakta duruyor.”

“Bugün dünyada barış ve huzurun önündeki en büyük engel irade eksikliği”

Son yedi, sekiz yıldır bölgede vuku bulan hadiselerin, Türk milletiyle beraber yüz milyonlarca Müslümanın gözündeki perdeyi kaldırdığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye, Irak, Yemen, Libya ve Filistin’de yaşananların, Müslümanlar için iyiyi kötüden, zalimi mazlumdan, dostu düşmandan ayıran bir “furkan” olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Maskeler düştü, makyajlar aktı, gerçek yüzler ortaya çıktı. Özde demokratlarla sözde demokratlar, gerçek insan hakları savunucuları ile bunların sadece istismarını yapanlar bu süreçte ifşa oldu. Temel sorunumuzun imkânsızlıktan ziyade, vicdansızlık olduğu bir kez daha açığa çıktı. Bugün dünyada barış ve huzurun önündeki en büyük engelin irade eksikliği, vicdan kıtlığı olduğu aleniyet kazandı. Üzülerek söylüyorum ama bu süreçte bazı Müslüman devletlerle beraber Batılı ülkeler, batılı kurum ve kuruluşlar gerçekten çok kötü bir imtihan verdiler.”

“Şayet bugün binlerce tır silah verilen YPG’li katiller Suriye’nin kuzeyinde bir terör koridoru oluşturma hevesine kapılıyorsa, bunun müsebbibi terör örgütlerine şaşı bakanlardır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şayet bugün dünyanın gözleri önünde gençler darağaçlarına gönderiliyorsa, bunun müsebbibi çıkarlarını ilkelerinin önüne koyanladır. Şayet bugün Filistin’de işgal alabildiğine devam ediyorsa, bunun sebebi mesele İsrail olunca hukuku rafa kaldıranlardır. Şayet bugün Arakan’da zulüm sürüyorsa, Afrika’da yoksulluk günden güne derinleşiyorsa, Libya ve Venezuela gibi petrol zengini ülkeler hâlen yoksullukla boğuşuyorsa bunun sebebi açgözlü sömürgecilerdir” değerlendirmesinde bulundu.

“Kardeşlerimizle soframızı paylaştık”

Türkiye’nin, vicdansızlık ve çifte standardın karabasan gibi dünyanın üzerine çöktüğü bir dönemde merhametin, şefkatin, iyiliğin sesi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakınız biz sadece ülkesindeki çatışmalardan kaçan 3,6 milyon Suriyeli kardeşimize kapımızı açmadık, aynı zamanda onları bağrımıza bastık. İmkânları bizden katbekat fazla ülkeler mültecileri toplama kamplarına mahkûm ederken, biz kardeşlerimizle soframızı paylaştık. Sınırlarımıza gelen hiç kimsenin etnik kimliğini, dinini, kültürünü, meşrep ve mezhebini sorgulamadık” dedi.
“Sadece maddî varlığı değil, bilgiyi paylaşmak da iyiliktir”

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş da törende yaptığı konuşmada, kötülüklerin kıtalar dolaştığı bir dünyada iyiliği gündem yapmak üzere tertiplenen ödül töreninin bütün insanlık için bir iyilik membaı olması temennisinde bulundu.

İyiliğin, güzel ahlakı kuşanarak kulluk ve sorumluluk bilinciyle yaşanan bir hayat olduğunu ifade eden Erbaş, sadece maddî varlığı değil, bilgiyi, alın terini, tecrübeyi, duayı, sevgiyi, hüznü, derdi paylaşmanın da bir iyilik olduğunu ifade etti.
Müminler için hayatın, bir iyilik yolculuğu olduğunu, insanın da bu dünyaya, Âlemlerin rabbine “inanmak” ve “iyi işler yapmak” için gelen bir yolcu olduğuna işaret eden Erbaş, ahiretin ise, iyiler için ebedi mutluluk yurdu ve selam diyarı olduğunu vurguladı.

İyiliğin, ancak ihlas ve ihsan ile anlam kazanacağını, iyiliklerin sadece Rıza-yı Bâri için yapılması gerektiğini dile getiren Erbaş, iyiliğin vazgeçilmez şartının, samimiyeti kuşanmak, gösterişten uzak ve beklentisiz olmak olduğunu söyledi.

Bundan 44 yıl önce, İslam’ın hayır ve bereket mefkûresini ve ecdadın iyilik mirasını, emanet bilinciyle günümüze ve geleceğe taşımak idealiyle kurulan Türkiye Diyanet Vakfının, bugün 1001 şubesi ile Türkiye’de ve 145 ülkede iyiliğin adresi olmuş evrensel bir hayır kuruluşu haline geldiğini anlatan Erbaş, şunları kaydetti:

“Diyanet İşleri Başkanlığımız ve Türkiye Diyanet Vakfımız; zât-ı devletlerinin de destek ve himayeleriyle, dünyanın ihtiyaç duyulan her yerine, dil, din, ırk, mezhep, meşrep, farkı gözetmeksizin yardım elini uzatmaktadır. Sosyal yardımlardan eğitime, camilerin inşasından gönüllerin ihyasına kadar birçok alanda hayrî çalışmalar yapmaktadır. Müslüman azınlıkların, savaşlara, işgallere, afetlere maruz kalanların, yoksulların, kimsesizlerin ve çaresizlerin umudu ve sevinci olmaktadır. Hamdolsun bugün Türkiye Diyanet Vakfı olarak, yurt dışı eğitim çalışmaları kapsamında, 14 ülkede 23 eğitim kurumunda geleceği imar etmeye hazırlanan nesiller yetiştirmekteyiz. 111 ülkeden gelen öğrencilere Türkiye’de eğitim hizmeti vererek bu gençlerin hayallerine ortak olmaktayız.”

Kadın Aile ve Gençlik Merkezi (KAGEM) bünyesinde gerçekleştirdiği faaliyetlerle, aile yapısını güçlendirmeye, sahih dini bilgi ile gençlere rehberlik edildiğini belirten Erbaş, son bir yılda açılan 20 öğrenci yurduyla beraber toplamda 38 yurtta öğrencilere yurt, burs ve kurs yaklaşımıyla hizmet edildiğini ifade etti.

Hedefin her ilde ve büyük ilçelerde öğrenci yurtları açmak olduğunu dile getiren Erbaş, “Şu anda yurt içi ve yurt dışında toplamda 25 bin öğrencinin eğitimine katkı sunmaktayız. İslami Araştırmalar Merkezi (İSAM) ve 29 Mayıs Üniversitesi ile ilim, kültür, sanat dünyamıza önemli katkılar yapmaktayız. Yurt içinde ve yurt dışında inşa ettiğimiz binlerce cami ve Kur’an kursu ile yürekleri aynı safta, kalpleri aynı hakikatte buluşturmaya gayret etmekteyiz. 67 ülkede 27 dilde 1 milyona yakın Kur’an-ı Kerim hediye ettik. Yemen’e 8,5 milyon TL, Suriye’ye 1866 tır yardım malzemesi ve 214 milyon TL, Filistin’e 130 milyon TL, Arakan’a 19 milyon TL yardımda bulunduk. 19 ülkede 179 su kuyusu açtık” diye konuştu.

“Hedefimiz, daha çok mazluma ve muhtaca yardım eli uzatmaktır”

2018 yılı Ramazan ayında ihtiyaç sahibi 2 milyon insanın yüzünün güldürüldüğünü, Kurban bayramında yurt içi ve yurtdışında 145 ülkede 436 bölgede 430 bin hisse kurban kesilerek 17 milyon 850 bin kişiye kurban eti ulaştırıldığını vurgulayan Erbaş, “Yine 2018 yılında yurt içinde ve yurt dışında, milletimizin bizlere emanet ettiği 760 milyon TL yardımı ihtiyaç sahiplerime ulaştırdık. Hedefimiz ülkemizin bütün gençlerine dokunmak, ümmet coğrafyamızın bütün gençleriyle tanışmaktır. Dünyanın bütün dillerinde İslam’ın hakikatlerini yeryüzünün her köşesine ulaştırmaktır. Daha çok mazluma ve muhtaca yardım eli uzatmaktır. Bunun için, devletimizin, milletimizin desteği ve mensuplarımızın gayreti ile yaptığımız ve burada sayamadığımız daha pek çok hizmetler, seferberlik ruhuyla artarak devam edecektir.” İfadelerine yer verdi.

“İyilik bilhassa zor zamanlarında çaresizlerin yanında olmaktır”

İyilik için en büyük imkânın iyi bir kalbe sahip olmak olduğunu belirten Erbaş, şöyle devam etti:

“İyiliğin hiçbir engel tanımadığını bize gösteren engelli yiğit bir kardeşimizle tanışacağız. Savaşlar, işgaller, yoksulluk ve çaresizliğin kuşattığı hayatlar hepimizin en büyük iyilik sınavıdır. İyilik bilhassa zor zamanlarında çaresizlerin yanında olmaktır. Mazluma, muhtaca elini, evini, yüreğini açıp, ensar olmaktır. Asaletin, mücadelenin ve hüznün diyarı Bosna’mızdan engin bir yüreğin nasıl binlerce hayata iyilik taşıdığını göreceğiz. İyiliğin evsizlere yurt, kimsesizlere umut, yetime kardeş, yoksula sevinç olmaktır. İyilik, esasında mümin olmanın diğer adıdır. İmamlık vazifesi peygamberlik mirasıdır ve iyilikte en güzel olmayı gerektirir. Çevresine bu bilinçle yaklaşan bir imam hocamızla tanışacağız.”
“İyilik, gerektiğinde malını ve canını cennet karşılığında direnişe adamaktır”

“İyilik kadim değerleri ve insanlığın onurunu taşımaktır. Hakkın asaletini asla pazarlık konusu yapmamak, zulmün karşısında yalçın dağlar gibi durmaktır. Gerektiğinde malını ve canını cennet karşılığında direnişe adamaktır” diyen Erbaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Burada, kalbimizin en hassas yerinden, Kudüs’ten, işte daha dün akşam, bir kez daha buradan kendilerini lanetlediğim işgalci zorbalarca masuniyeti/dokunulmazlığı ihlal edilen, imamlarına ve ibadet eden cemaatine haince saldırılan Mescid-i Aksa’nın yanı başından, güce tapan zalimleri şaşkına çeviren iyiliğe adanmış cesur bir Filistinli yüreğin sahibi ile tanışacağız. İyilik hayatın görünmeyen köşelerinde kalanların yanında olmaktır. Özellikle kadınlar, yetimler, ailesinden uzak kalan çocuklar insanlığın vicdan terazisidir. İnsanlığın vicdan yüküne omuz veren vakfımızın bir iyilik gönüllüsüyle tanışacağız. İyilik dertleri paylaşmak, hüzünleri sevince dönüştürmektir. Şimdi, huzuru, hayatın bize emaneti yaşlılarımıza hizmet etmede bulan, dünyaya merhametin en yüce örneğini gösteren bir iyilik meleğiyle tanışacağız.”

“İyilik, bir milletin aydınlık geleceğine ömür vermektir”

İyiliğin bir çocuğun mutluluğunu yeryüzünün bütün hazinelerinden üstün tutmak olduğunu belirten Erbaş, “Sadece duaya ve mülkün yegâne sahibinin hoşnutluğuna talip olmaktır. Kendini Afrikalı çocukların sevincine, umuduna, toprağının neşesine adayan bir kahraman ile tanışacağız. İyilik, bir neslin kendisiyle ve medeniyetiyle buluşmasına gönül vermektir. Bir milletin aydınlık geleceğine ömür vermektir. İnançlı ve değerlerine bağlı bir gençlik için sarsılmaz bir azimle mücadele etmektir. Bu seneki vefa ödülü vesilesiyle, yılmadan, yorulmadan, hayatını, Asım’ın nesline, İmam-hatip nesline vakfeden, yakın tarihin en büyük manevi mimarlarından ve iyilik öncülerinden birini rahmet ve hürmetle yâd edeceğiz. Biz, dünyayı iyiliğin değiştireceğine ve her birimiz birer iyilik neferi olduğumuzda bütün insanlığın huzurlu ve onurlu bir hayata kavuşacağına inanıyoruz. Elbette mülkün sahibi ve Âlemlerin rabbi olan Allah, yeryüzünde iyiliğin egemen olması için çalışanları muhakkak destekleyecek ve onları asla yalnız bırakmayacaktır. Rabbimiz bizleri ma’rufun yanında olan ve iyiliği hayat edinenlerden eylesin” ifadelerine yer verdi.

Törene, yurt içi ve yurt dışından çok sayıda üst düzey davetlinin yanı sıra uluslararası öğrenciler, Diyanet teşkilatı ile Türkiye Diyanet Vakfı mensupları ile gönüllüler katıldı.

 

 

 

Comments are closed.