“Türkiye Diyanet Vakfının yurtdışında muazzam hizmetleri var”

Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Aramıza düşmanlık tohumu ekenlere karşı biz iyilik tohumlarıyla cevap vereceğiz” dedi.

Davutoğlu, Türkiye Diyanet Vakfı tarafından bu yıl ilk kez verilen Uluslararası İyilik Ödülleri töreninde konuştu.

Türkiye’nin 4 yıldır, mültecilere kapısını, gönlünü açarak, bir iyilik destanı yazdığını ifade eden Davutoğlu, “Ben bir iyilik ödülünü de, eğer Diyanet İşleri Başkanımız ve Türkiye Diyanet Vakfı kabul buyururlarsa, mültecilere kapısını açan, onunla ekmeğini paylaşan bütün meçhul kahramanlara veriyorum” ifadesini kullandı.

-Türkiye Diyanet Vakfına teşekkür-

Türkiye Diyanet Vakfına, ödül vermeyi başlattıkları için teşekkür eden Davutoğlu, ancak iyilik ödüllerinin kategorilerinin artırılabileceğini ve sadece Türkiye’den değil, yurt dışından iyilik örneklerinin de ödüllendirilebileceğini ifade etti.

Davutoğlu, bunun yapılması halinde Türkiye ile bu ülkeler arasında iyilik köprüsü kurulacağına inandığını dile getirdi.

Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfının yurt dışındaki hizmetlerine doğrudan şahit olduğunu belirten Davutoğlu, bunların muazzam hizmetler olduğunu vurguladı.

Törende dinlenen korodaki gençlerin, 15’e yakın ülkeden geldiğine dikkati çeken Davutoğlu, bu gençlerin burada toplanmasının bile iyilik olduğunu söyledi.

Davutoğlu, “Eğer o gençler burada olmasalardı, Orta Afrika Cumhuriyetinde bir çatışmada ölmüş olabilirlerdi. Somali’de bir terör örgütünün eline düşmüş olabilirlerdi. Ama buradalar ve ana kucağındalar. Ana kucağını bize emanet eden ecdadı da rahmetle anıyorum. Bu ana kucağı, bundan sonra da ana kucağı olmaya devam edecek” diye konuştu.

Türkiye’nin iyilik timsali olan birçok sivil toplum kuruluşu bulunduğuna işaret eden Davutoğlu, onlara da teşekkür etti.

Davutoğlu, “Bu ana kucağı, dünyanın bütün mazlumlarına, yetimlerine sahip çıkacak köklü bir tarihi gelenekten geliyor. Allah bize bu geleneği sürdürmeyi nasip etsin ve bu geleneği sürdürerek, kapımıza gelenleri ağırlamak, kapımıza gelemeyen mazlumlara ulaşabilmek, yetimlerin başlarını okşayabilmek, zulüm gören kim olursa olsun, onun karşısında hakkı söyleyecek kadar onurlu ve vakur bir iyilik timsali olmak konusunda bize yardım etsin. Bu gücümüzü daim, iyiliklerimizi kaim eylesin” dedi.

Davutoğlu, Uluslararası İyilik Ödülüne layık görülen Özgecan Aslan’ın babası Mehmet Aslan’ın sözlerine de değinerek “Öyle anlar vardır ki dilden çok yürek, gözler, ifadeler konuşur. İşte böyle bir andayız. Söylenecek sözün durduğu ve yürekten yapılan iyiliklerin simalara tebessüm şeklinde tecelli ettiği an içindeyiz. Rabbimize Hamdolsun. Medeniyetleri birbirinden ayıran bazı temel vasıflar vardır. Bazı inançlar insan doğasını kötü olarak görürler. Bu, felsefeye de yansır. İlk inanç telakkisi böyle bir inancın yansımasıdır. Felsefede doğal hal diye felsefecilerin aktardığıyla, insan doğal haliyle kötüdür, insan insanın kurdudur. Birinin var olması için diğerinin yok olması gerekir. Bu felsefi akımlar ile insanı doğuştan masum görmenin ötesinde eşrefi mahlukat gören, insanı yeryüzünün halifesi gören, bizim inancımız ise işte tam bu zihniyetin karşısındadır. Bizim için insan doğası gereği iyidir, yaratılmışların en şereflisidir. İster bir iyiliği yapmış olmuş olsun insanın bu doğası değişmez. Onun için biz, en kötü anlarda en olumsuz zamanlardan dahi insanoğlunun bir an içinde o doğasını keşfedeceğine inanırız. İyilik bizim için insanın doğasında olan ve her an tecelli edecek olan haslettir. Dünyaya bakış da medeniyetleri birbirinden ayırır. Bazı medeniyetler için dünya ıstırap mekanıdır. Bazıları için ise dünya hedonizm zevk dünyasıdır. Zevk ki haz sadece bedeni bir haz halinde telakki eden bir hal almıştır. Bizim için iyi ile kötülüğü ayırt edebilme kudreti o insana verilmiştir. İnsan o kudretle hem kendi geleceğini hem dünyayı şekillendirebilir” ifadelerini kullandı.

Uluslararası İyilik Ödülüne layık görülen Özgecan Aslan’ın babası Mehmet Aslan’ı ilk dinlediği andan itibaren Aslan’ı bu topraklara sinmiş, yürüyen irfanın temsilcisi olarak gördüğünü belirten Başbakan Davutoğlu, “Mehmet Aslan’ın o güzel mesajından bütün milletimize çıkardığım bir dersi paylaşmak istiyorum. Sadece kadına yönelik şiddet olarak görmüyorum, bütün o ilk tepkisinde güzel bir ifade var, ’Bu memlekette artık ikilik olmasın’. Buradan yıllardır çözümü için uğraştığımız, ’kardeş kavgasına son verdim’ diye gayret sarf ettiğimiz çözüm süreci ile ilgili bir mesaj hissediyorum. Sadece bu ülkenin Başbakanı olarak değil, bu ağır sorumluluğu taşıyan onun tabiriyle diyeyim, fakir tabiriyle değil ama, bu memlekette şu veya bu bölgeden, şu veya bu etnik veya mezhebi kökenden olmak sebebiyle karşı karşıya getirilen gençlerin her birisine Mehmet Aslan’ın bu sözünü hatırlatalım. Biz, bu günlere silahlar sussun, bir daha kimse evini barkını terk etmek zorunda kalmasın, gencecik çocuklar apartman katlarından atılmasın, dağlarımız çatışma diyarı değil de kardeşlik diyarı olsun derken aslında Mehmet Aslan iyiliğiyle bunu bize hatırlatıyor. 30 yıl yaşanan acılar üzerinde hala şu veya bu tarafta bir şekilde bunu bir siyasi istismar aracı yaparak da bir karşıtlık oluşturmak yerine diyor ki ’Nasıl ben Özgecan’ımı, yüreğimi, ciğerimi kaybettiğim gün hikmetle davranmışsam bu 30 yıl içinde acı yaşamış olan bütün anneler, babalar, şehit anneleri, şehit babaları, gençlerin anneleri ve babaları birbirlerine sarılsınlar’ diyor aslında Mehmet Aslan. Sarılsınlar ve bu 30 yıllık acı dönemi önce anneler ve babalar kapatsın. Böyle hunharca bir cinayetten sonra eğer Mehmet Aslan bu iyiliği yapıyorsa şimdi biz ’çözüm süreci’ diye adını koyduğumuz ezeli ve ebedi kardeşlik sürecini, tam da silahlar sussun dediğimiz dönemde bütün toplum ayağa kalkıp bu memlekette artık ikilik olmasın’ seslenişine kulak vermesini seslenişine kulak vermesini rica ediyorum. Bunu inşallah başlatacağız. Aramıza düşmanlık tohumu ekenlere karşı biz iyilik tohumlarıyla cevap vereceğiz” ifadelerini kullandı.

Medyaya çağrı: Güzeli yaygınlaştıralım 

Başbakan Davutoğlu, medyanın güzel bir imkan olduğunu belirterek, konuşmasında şunları kaydetti:

“Medya o kadar büyük bir imkan ki bir güzel olay üzerinden merhametin, şefkatin, iyiliğin sözcüsü de olabilir bir olumsuz olayın üzerinden nefreti de körükleyebilir, düşmanlığı da zemin hazırlayabilir. Onun için buradan medya mensuplarımıza bir kez daha sesleniyorum, güzeli yaygınlaştıralım. Güzelliklerin bilinmesine, iyiliklerin bilinmesine öncülük edelim. O zaman göreceğiz ki bunun üzerinde aslında yeni bir toplumun inşa edilmesi imkanı doğar. Her gün haberleri izliyoruz, o haberlerde iyilik kahramanları yok, katiller, soyguncular var, trafik canavarları dediğimiz sorumsuzca araba kullananlar var. Tabii normal akan hayatta kötülük dikkat çektiği için oraya dikkat çekiliyor, halbuki o anda o kötülük işlenirken nice kahramanlar da bu iyilikleri işliyorlar. Biri Bizi Gözetliyor diye veya o isimde bir program vardı, bir o programın muhtevasına bakın ve insanın mahremiyetini dışarı açan, onu mahcup eden, oradaki nefsani çekişmeleri sanki doğallık içinde onları izleyenlerde gıybet ve teşhir duygusuyla takip eden programlara bakınız. Bir de sen olsan ne yapardın ’başlığıyla iyilik örneklerini ve güzelliğe onu teşvik edecek şekilde takdim eden programlara bakın. Tekrar teşekkür ediyorum, bu programın yapımcılarına, gerçek yayına dönüştürenlere. Onlar sorumlu medyanın öncüsü olacaklar.”

 

Comments are closed.