Dr. Jemılah Mahmood

İnsanların durumlarını anlamak için önce ne yaptıklarını görmemiz gerekiyor. Onlara karşı sempati beslemeliyiz empati kurmalıyız.

O bir anne…
Bir eş…
Hastanede şifa dağıtan bir doktor…
Ve tüm felaket yerlerinde koşturup duran bir iyilik elçisi…

Jemilah Mahmood’un iyilik serüveni o çok küçükken başlamıştı. Annesinin Çinli ve babasının Malay olması onun kültürel olarak çeşitli bir ortamda yetişmesini sağladı. Çocukluğunda babasının yaptığı iyilikler zihnine yer etti ve bir pusula gibi ona yön gösterdi. İlham kaynağının babası olduğunu söyleyen Jemilah Mahmood, babasını sessiz, düşünceli ve okumayı seven biri olarak tanımlıyor.

Jemilah Mahmood, çocukken her sabah uyandığında evlerinde hiç tanımadığı kişiler olduğunu görürmüş. Babası muhtaç insanları hep evinde misafir edermiş. Onların ihtiyaçlarını karşılar, ailece onların dertlerine derman olmaya çalışırlarmış. Babasına her gün evlerine gelen bu yabancıların kim olduğunu sorduğunda ise “Bak şu iş aramaya geldi, diğerinin evi yok.” cevabını alırmış.

Jemilah Mahmood çocukken çok meraklı olduğundan evlerine gelen bu insanlarla sürekli muhabbet etme fırsatı bulmuş. Jemilah Mahmood’a göre bu durum onun sempati besleme ve empati kurma hassasiyetini geliştirmiş. Çünkü ona göre “İnsanların durumlarını anlamak için önce ne yaptıklarını görmek gerekiyor.” Bunun için de evlerine gelen her evsizle sohbet etmiş Jemilah. Çocuk yaşına rağmen onları anlamaya çalışarak, yaşadıkları yerlerdeki zorlukları birebir hissetmiş.

“Ben başkalarıyla ilgilenmeyi çok seven bir ailede büyüdüm. Biz muhtaç ailelerle aynı evde oturuyorduk. Ailem insanlara yardım etmekten çekinmiyordu. Onlara her zaman çok cömert davrandılar.” Ailesini böyle tanımlıyor Jemilah Mahmood. Onların yardımseverliği sayesinde o da paylaşmayı yardımlaşmayı çocuk yaşta öğrenmiş.

Çocukluğunda vaktinin çoğunluğunu babasıyla geçiren Jemilah Mahmood, onunla beraber muhtaç olanlara yardım etmeyi, onların dertleriyle dertlenmeyi öğrenmiş ve bu hassasiyetle yetişmiş. Babasının onun hayatında her zaman ayrı bir yeri olmuş. Jemilah Mahmood için babası bir rol model, onu tüm kötülüklerden koruyup kollayan bir kahramanmış.

Babasını bu kadar değerli gören Jemilah dokuz yaşına geldiğinde babasını kanser hastalığı sebebiyle kaybetmiş. Babasının yanından hiç ayrılmayan Jemilah için bu durumun çok üzücü olduğunu, onun yokluğuna çok zor alıştığını ve hatta dünyasının başına yıkıldığını ifade ediyor.

Dokuz yaşından sonra annesinin desteğiyle eğitim hayatını sürdüren Jemilah Mahmood, on dört yaşına geldiğinde aile üyelerine yardım amacıyla Singapur’a gitmiş. O yaştaki bir çocuk için büyük bir sorumluluk olan bu durum Jemilah Mahmood’un hayatında unutamadığı zamanlardan biri olmuş.

Jemilah Mahmood’un karşılaştığı eğitimciler de onun hayatında izler bırakmış. Onların eğitime verdiği önem, topluma ve öğretmenlerinin insanlık adına iyilik yapmanın öneminden bahsetmeleri ve Jemilah Mahmood’u bu konuda teşvik etmeleri onun iyilikten ayrılmamasını sağlamış. Meslek seçiminde ailesi gazeteci olabileceğini söylese de zorluklarla mücadele etmeyi sevdiğinden doktorluğu tercih etmiş.

1959 doğumlu olan Jemilah Mahmood, 1986 yılında Malezya Ulusal Üniversitesi’nden doktor olarak mezun oldu ve 1992 yılında Doğum ve Kadın Hastalıkları Ana Bilim Dalı’ndan doktora derecesini aldı. İngiltere’de ve İsviçre’de eğitimler aldıktan sonra hastaları tedavi etmeye başladı. Hedefine ulaşmıştı fakat daha farklı şeyler yapmalı ve herkese yardımcı olmalıydı. Dünya’da yardıma ihtiyacı olan çok kişi vardı, şimdi onlara yardım eli uzatılmalıydı. Felaketlerle boğuşan ve savaş ortasında kalanları üzüntü içinde tv’den izleyen Jemilah Mahmoud, bir türlü harekete geçememişti.

Aileden paylaşmayı ve yardımlaşmayı görmüş ve hayatını da bu doğrultuda sürdürmeye karar vermişti. Çünkü daha çocukken bu duyguyu tatmıştı. İyilik yapma duygusu insanın içine bir kez işledi mi devamı da muhakkak gelirdi. Fakat araya giren eğitim ve iş hayatı bir süreliğine de olsa iyilik adına istediği adımı atmasına engel oldu. Bir süre sonra bu duygu yine kendisini rahat bırakmadı. Birgün oğluyla beraber televizyon izlerken yine yardıma ihtiyacı olan insanları görmüş ve üzülmüştü. Beş yaşındaki oğlu ise “Sen doktorsun onlara yardım edebilirsin.” diyerek annesine yol göstermişti. İyilik yapma isteği gün geçtikçe artıyordu. Birgün uyandı ve düşündü: Hastalarını seviyordu, yaptığı işi seviyordu. Fakat gerçekten yapmak istediği şeylere henüz ulaşamamıştı. İlk zamanlar Médecins Sans Frontières’e (Sınır Tanımayan Doktorlar) katılmayı düşündü. Bu şekilde savaş ve doğal afetlerle zarar görmüş ülkelere yardım elini uzatabilirdi. Bu bölgedeki hastaları tedavi edebilir ve projeler üretebilirdi. Fakat Batılı kuruluşların insanlara ulaşmalarının zor olacağını düşündü ve bu boşluğu doldurmak için bir iyilik ağı oluşturmayı kuvvetli bir şekilde hissetti. Evet, bunu Jemilah Mahmood yapmalıydı. Aylardır afet bölgelerindeki insanlara yardım edemediği için rahat bir nefes alamamıştı. Çünkü o çocukluğundaki günlere dönüp yine her ihtiyacı olana, anne ve babası gibi elini uzatmak istemişti. Aylardır içini kemirip duran, geceleri uykusunu kaçıran zor durumdaki insanlara yardım edememiş olmasıydı. Zaman kaybetmeden bir yardım kuruluşu kurmaya karar verdi. Ailesinin ve eşinin de desteğiyle ihtiyaçlara cevap verebilecek bir insani yardım kuruluşu için çalışmalara başladı.

MERCY Yardım Kuruluşu

Dr. Jemilah Mahmood iyilik yapma niyetiyle çıktığı bu yolda en büyük desteği eşinden gördü. Eşi Ashar Abdullah da Jemilah Mahmood gibi bir doktor. İkisi beraber Malezya’ya tıbbi yardımlaşma derneğini kurdu. Asıl fikrin eşi Dr. Ashar Abdullah’tan geldiğini söyleyen Jemilah Mahmood, bu organizasyonu 1999 yılında açtı.

Aslında her şey Kosova’da 1999 yılında binlerce hayatın kaybedildiği acının ve şiddetli savaşın yaşanmasıyla başladı. Kosova’daki kadın ve çocukların durumunu gören Dr. Jemilah Mahmood onlara gönüllü olarak elini uzatmaya başladı.

Afet ve savaş zamanında yardım edebilecek hazır bir kuruluş bulamayınca aynı fikirdeki arkadaşlarıyla bir araya gelip Malezya Tıbbi Yardımlaşma Derneği’ni (MERCY) kurdu. Kuruluşun amacı ise Malezyalıların insani yardım hareketlerinde rol almalarını sağlamak ve bu alandaki faaliyetlerini yürütebilecekleri bir platform oluşturabilmek. Dil, din, kültür ve sınırdan bağımsız olarak başkalarına yardım etme amacıyla kurulan bu kuruluşun tek amacı iyilik… Bir araya getirilen ekipler de her kesimden insanlardan oluşmaktaydı.

Gönüllülük ve fedakârlık esasına dayalı bu iyilik ağı gün geçtikçe büyüyüp her gittiği yerde insanların yüzünü güldürmeyi başardı.

Jemilah Mahmood 1999’dan 2010 yılına kadar on bir yıl boyunca bu iyilik ağının organizatörü oldu. Malezyalıları ve Malezya dışındaki insanları iyilik etrafında bir araya getirdi.

Endonezya Açe’de

2004 yılında Hint Okyanusu’nda meydana gelen deprem, yüksekliği otuz metreyi bulan tsunamilerin oluşmasına neden oldu. Tarihteki en çok ölümlerin yaşandığı tsunami sonucu iki yüz binden fazla kişi hayatını kaybetti. Jemilah Mahmood Endonezya Açe’ye gönüllü olarak katıldı ve burada hem gönüllü ekibini yönetti hem de gıda, giyecek, tıbbi yardım gibi ihtiyaçlarını karşıladı. Onun felaketlerle mücadelede kullandığı en önemli yöntem ise bölgedeki halkı hızlı bir şekilde organize edebilmesiydi.

Jemilah Mahmood bölge halkıyla iletişim kurarak onların da yardım faaliyetlerinde aktif olarak çalışmasını sağladı. Açe’de yaptıkları sadece bunlarla sınırlı değildi, evleri yıkılan halkın evlerinin yeniden yapılması için onlara yardımcı oldu. Afet bölgesinde acil durumlarda destek vermenin yanı sıra sağlık sistemlerini geliştirmek için çalışmalar başlattı. Bu amaçla Endonezya Açe’de bir Hemşirelik Okulu’nun yapılmasını sağladı. Yaptığı bu hizmetlerle olağanüstü durumlarda eğitimli kişilerin hızlı bir şekilde alana dağılmasını sağladı. Felaketler oluşmadan önce gönüllülerin önleme, hazırlık ve kurtarma gibi konuları kapsayan daha bütünsel yaklaşımlarla eğitilmelerinde etkin rol oynadı.

Endonezya’dan başka Sudan, Afganistan, Sri Lanka, Filipinler, Myanmar gibi afetlerden etkilenen ülkelerde evleri yıkılan mağdur insanlara evlerini yeniden inşa etme konusunda yardımcı oldu. Hastanelerin yeniden kurulmasına, okulların yeniden inşa edilmesinde aktif olarak rol oynadı. Okulu yıkılan bir afet bölgesine gittiğinde okulun yerini sormuş ve yerini gösterdiklerinde: “Hadi hemen başlayalım okulu yapmaya!” diyerek etraftaki insanların da yardımıyla okulun inşasına başlamış ve beraberce bitirmişlerdi.

Bağdat’ta Ölümden Döndü

Jemilah Mahmood cömert olduğu kadar cesur bir iyilikseverdi. Bağdat’ta savaş başladığı zaman hiç tereddüt etmeden gönüllü olmaya karar verdi. Patlamaların, kurşun seslerinin içinde yaralılara müdahale etmeye çalıştı.

Bağdat’ta iyilik yapmaya gittiği zaman başına gelen bir olay da onun iyiliğe olan tutkusunu tüm insanlığa göstermişti. Dr. Jemilah Mahmood, tıbbi yardım ve malzeme için yola çıktığı Irak yolunda bir yanlışlık sonucu ateş altında kaldı. Ambulans ekibini, şehre bomba atanlarla karıştırmışlardı. Yaşanan bu olay trajik bir hadiseydi. Çünkü Dr. Jemilah Mahmood kalçasından vurulmuş ambulanstaki diğer iki doktor ise ağır yaralanmıştı.

O insanlığa olan sevgisini işte bu olaydan sonra kanıtlamıştı. Hastanedeki doktorlar vücudundaki mermiyi çıkarmak istedi fakat o başka insanların hastanedeki müdehaleye kendisinden daha çok ihtiyacı olduğunu söyleyerek buna izin vermedi. Çocukken babası ona daha çok ihtiyacı olanın önüne geçilmeyeceğini öğretmişti. Beş gün boyunca kalçasında mermiyle dolaştı ve o haliyle hastaları tedavi etti. “Onların tedavi olmaya daha çok ihtiyaçları var.” diyerek kendi canını hiçe saydı.

Bir süre sonra ambulanslarına kurşun sıkan kişi yanına geldi. Dr. Jemilah Mahmood’dan özür diledi. Yanlışlıkla olduğunu söyledi. Ondan kendisini affetmesini istedi. Dr. Jemilah Mahmood yaşadığı o kadar sıkıntıya rağmen onu tereddüt etmeden affetti. Bu kişiye karşı en ufak bir kin bile duymadı. Irak’ta kaldığı süre boyuncu karşılaştığı insanların kısa bir zaman sonra bazen kanlar içinde bazen bir ceset olarak hastaneye getirilmesi onu çok etkilemişti. “Savaşlar insanlara karşı yapılıyor ve insanlar artık kime güveneceğini bilmiyordu.” Dr. Jemilah Mahmood bunları ifade etmiş ve savaş süresince insanların ailelerini ve sevdiklerini kaybetme duygusuyla yaşadıklarını onlarla beraber hissetmişti.

İyilik Elçisi Dr. Jemilah Mahmood

Kanatlarımın altındaki rüzgâr…

En büyük destekçisinin eşi olması sebebiyle eşinden böyle bahsediyor Dr. Jemilah Mahmood. Çocukluğunda kendisini iyilik yapma duygusuyla yetiştiren ailesine ise minnettar.

Jemilah Mahmood, hayatı iyiliklerle dolu bir insan. O, afetleri önleme ve yardım, eğitim, yoksulluğun azaltılması gibi konularda çaba gösterdi. İnsani yardım çalışmalarının koordinasyon görevlerinde yer aldı.

Bir konuşmasında insanların savaşlara karşı duyarsızlaştığından ve beyinlerin artık bunu normal olarak algıladığından yakındı. İnsanların bu gibi olaylara uzak kalmak istediğini ve hayatlarını olaylara dâhil etmediklerini, insanların gittikçe hissizleştiğini üzülerek anlattı. İnsanların sempati beslemek ve empati kurmaktan uzaklaştığını da ifadelerine ekledi.

Dr. Jemilah Mahmood iyilik yapma tutkusu kendisini sarınca evinde duramadı ve nerede muhtaç bir kişi varsa elinden tutmak için yollara düştü. Kimi zaman savaşın ortasında kalmış bir çocuğun elinden tuttu kimi zaman evi yıkılmış birinin evine tuğla taşıdı. O, yaptıklarıyla birçok kişinin kaderini değiştirdi.

Dr. Jemilah Mahmood, iyiliğin dünyayı değiştirebileceğini yaptıklarıyla kanıtladı.

Dr. Jemilah Mahmood

You should see what they are doing before you can understand people`s situation. We should have sympathy and empathize with them.

She is a mother…
A wife…
A doctor curing people in the hospital…
A goodwill ambassador running to help out the people in disaster struck areas
Dr. Jemilah Mahmood…

Jemilah Mahmood’s journey to kindness started early on when she was quite young. Growing up in an inter-racial family with a Malaysian father and a Chinese mother she has a culturally diverse background. Her father`s charity work left an permanent mark in her mind and always guided her like a compass of kindness in the future. Jemilah Mahmood, who she says was inspired by her father, describes him as a quiet and thoughtful man, and also an avid book reader.

Jemilah Mahmood used to see strangers every morning in their house when she woke up in the morning. Her dad would always host the needy and the poor in his house. He would try to meet their needs and they would try their best together as a family to solve their problems. When she would inquire about who these people are her dad would reply, “This one is looking for a job and the other does not have a home.”

Since she was a curious child Jemilah Mahmood would always strike up a conversation with these stranger guests at home. She believes that this experience helped her develop the ability to empathize and have sympathy for others. According to her “You should see what they are doing before you can understand people`s situations.” So Jemilah would have conversations with every homeless who came in to their house. Regardless of her young age she would try to understand their situations and feel the hardship they go through in the places where they come from.

“I grew up in a family who loved caring for others. We lived together with the needy families. My family never shied away from helping out others. They always treated others with much generosity” Jemilah Mahmood describes her family. Thanks to her parents’ generosity and kindness to others she learned sharing and helping others at a young age.

As a child Jemilah Mahmood used to spend much of her time with her dad thus learned how to help others, to be concerned their troubles. She picked up this sentiment from her dad, who always had a special place in her life. Jemilah Mahmood`s dad is her role model and her hero, who would always protect her against evil.

Jemilah lost her dad, who was so important to her, to cancer when she was nine. Jemilah, who used to hang out with her dad all the time, says that she had a hard time getting used to his absence as her world was turned upside down with his death.

After that nine-years old Jemilah continued her education with her mum’s support. When she was fourteen she went to Singapore in order to support her family members. She says that it was a big responsibility for a teenager in her age and she never forgets those times.

The educators who crossed paths with Jemilah Mahmood also left their mark on her. Their emphasis on education; teachings about the importance of giving back to society and humanity at large, and encouragements to do charity kept her on the path of kindness. In her choice for a profession although her family advised her to choose journalism she opted for medicine, as she loved to fight hardship.

Born in 1959 Jemilah Mahmood graduated from medicine in University Malaya in 1986 and earned her doctorate in gynaecological diseases in 1992. After further training in Switzerland and the UK she started treating patients. She has achieved her goal but she had the urge to do something different to help everybody, as there were millions of people in need of help around the world. She had the desire to reach out and offer a helping hand to them. Jemilah Mahmoud used to watch destitute people struggling with disasters or caught up in wars on TV with great sorrow. Yet something kept her from taking the initiative to do something for them.

She learned sharing and helping others from her family and made up her mind to live a life in the same way. Because she knew how random acts of kindness felt as she experienced it as a child. Once doing good was engraved in someone`s soul she would return to that definitely. However she could not manage to take the first step for doing charity as her career and family life kept her busy for a while. One day as she was watching tv with her son she got upset when she saw desperate people in need. “You are a doctor, you can help them” her five-year-old son advised. Her urge to do something good was getting stronger everyday. One day she woke up and thought that she loved her patients, she loved her job but she still could not get where she wanted to be. At first she intended to join Médecins Sans Frontières. She could reach out to the countries struck by wars and disasters through this organization. She could treat the patients in that region and develop projects to meet their needs. However she thought that it would be difficult for Western organizations to get in touch with people in those areas. A surge of love and an urge to create a network of kindness to fill the gap came over her. Yes Dr. Jemilah Mahmood should do that she believed. She has been restless for months, as she did not do anything to help out people in disaster struck areas. Because she wanted to go back to her childhood and offer a helping hand to the destitute like her parents used to do. Her failure to do so has been eating her up and keeping her awake at night. She decided to start a charity organization without further ado. With the help of her family and husband she began working toward establishing a humanitarian relief organization that would meet the needs in this field.

MERCY Charity Organization

Dr. Jemilah Mahmood received the greatest support on her journey to help others from her husband Ashar Abdullah who is a doctor just like herself. Together they established a medical charity organization in Malaysia. Jemilah Mahmood, who tells that the original idea belongs to her husband Dr. Ashar Abduallah, established the organization in 1999.

In fact everything started with the violent conflict that started in Kosovo in 1999 that took thousands of lives. Dr. Jemilah Mahmood volunteered to offer a helping hand to the women and children caught up in war in Kosovo.

After she was unable to find an organization that would facilitate the relief efforts in disasters and wars she got together with likeminded friends and established Medical Relief Society Malaysia aka MERCY. The organization’s one of the objectives was to involve Malaysians in humanitarian efforts and provide a platform to facilitate humanitarian activities. MERCY is established to help out vulnerable people regardless of their faith, race, culture or frontiers thus its only goal is kindness… Humanitarian activists volunteering for MERCY teams come from all sorts of backgrounds.

This network of goodwill and charity based on voluntary involvement and personal sacrifices spread out and grew bigger everyday managing to put a smile on faces of millions of people to whom it delivered aid.

Jemilah Mahmood served as the organizer of this network of charity from 1999 up to 2010, for 11 years. She brought together Malaysians and non-Malaysians around kindness.

In Ache, Indonesia

The earthquake that happened in Indian Ocean in 2004 resulted in tsunamis reaching as high as 30 metres at times, which cost over two hundred thousand lives. Hence it became the tsunami that took the highest number of lives in history. Jemilah Mahmood went to Ache, Indonesia as a humanitarian and managed the team of volunteers in delivering food, clothes, medical aid and other basic human needs to the victims. Her greatest asset is her ability to organize the local people quickly and efficiently in disaster-struck places.

Jemilah Mahmood managed to involve local people take role in relief efforts by successfully and effectively communicating with them. Her work in Ache was not limited to this only. She helped local people who lost their homes to build new homes. In addition to providing aid in case of emergencies in disaster area she initiated efforts to improve their healthcare system. To this end, she helped open a nursing school in Ache, Indonesia. Through her efforts educated and qualified people were able to speedily spread to the area. She also made sure that volunteers received comprehensive training in disaster risk reduction, preparation and rescue operations before disasters.

Apart from Indonesia she also helped people, who lost their homes in disasters, rebuild their houses in disaster-struck countries like Sudan, Afghanistan, Sri Lanka, Philippines, and Myanmar. She took active role in rebuilding hospitals and schools. This champion of social change and innovation asked for the place of the school in an disaster-struck area she has just arrived. And when the locals pointed to the place where it used to stand to the surprise of everyone around she responded “Then let’s start building it right away.” Hence they started building the school and completed it very quickly together with the locals.

Escaped Death in Bagdad

Jemilah Mahmood is a brave humanitarian as much as she is generous. When the war started in Bagdad she volunteered without a moment`s hesitation to try help the patients under the drones and buzzing bullets.

This one incident that happened to her when she went to Bagdad as a humanitarian proves her passion for doing good to everyone. Dr. Jemilah Mahmood came under fire on the way to go get medicine and relief supplies in Iraq due to a mistake. They confused the ambulance team with the vehicle of those bombing the city. It was a tragic incident as Dr. Jemilah Mahmood was shot in the hip and other two doctors were heavily wounded.

Her response in the hospital to where she was taken after the accident showcased her love for humanity. When the doctors in the hospital wanted to remove the bullet in her body she refused and reasoned that others in the hospital need medical attention more than she does at the moment. Her dad taught her as a child that one should not bypass someone who is more needy than oneself. She stayed with the bullet in her body for five days even attended to the patients in that state. “They need treatment more than I do” she explained ignoring her pain.

After a while the man, who gunned down their ambulance, walked up to Dr. Jemilah Mahmood and apologized. He said he did it by mistake and asked for forgiveness. Regardless of all the trouble she had suffered Dr. Jemilah Mahmood forgave him without a moment`s hesitation. She did not have the slightest grudge against that man. Jamilah was so affected by her time in Iraq where she used to see people whom she met a short while ago brought to the hospital as an injured person drenched in blood or worse as a dead body. “Wars are waged against the people and people no longer know whom to trust” says Dr. Jemilah Mahmood as she experienced people`s fear for losing loved ones and families during the war.

Goodwill Ambassador Dr. Jemilah Mahmood

The wind under my wings…

This is how Dr. Jemilah Mahmood describes her husband who is her biggest supporter. She also is grateful to her family who instilled in her the passion for doing good as she was growing up.

Jemilah Mahmood`s life is full of acts of kindness. She put great efforts for risk reduction, relief aid, education and elimination of poverty and orchestrated humanitarian relief campaigns.

In one of her speeches she complained about how people developed apathy against wars and how their minds regarded it as an ordinary thing. With great sorrow she told how people wanted to keep distance with tragedies and did not want to get involved and turned into insensitive individuals. She sees that people are growing apart from sympathy and empathy in their daily lives.

When a surge for love for humanity and the urge to do good came over Dr. Jemilah Mahmood she could no longer stay at home and set off to reach out to the needy and vulnerable people wherever they might be. Sometimes she held the hand of a child caught up in war; sometimes she carried bricks to build a house for the victims who lost their homes. She changed the fate of so many with her efforts.

With her track record Dr. Jemilah Mahmood proves that kindness can change the world.

 

Dr. Jemılah Mahmood

İnsanların durumlarını anlamak için önce ne yaptıklarını görmemiz gerekiyor. Onlara karşı sempati beslemeliyiz empati kurmalıyız.

O bir anne…
Bir eş…
Hastanede şifa dağıtan bir doktor…
Ve tüm felaket yerlerinde koşturup duran bir iyilik elçisi…

Jemilah Mahmood’un iyilik serüveni o çok küçükken başlamıştı. Annesinin Çinli ve babasının Malay olması onun kültürel olarak çeşitli bir ortamda yetişmesini sağladı. Çocukluğunda babasının yaptığı iyilikler zihnine yer etti ve bir pusula gibi ona yön gösterdi. İlham kaynağının babası olduğunu söyleyen Jemilah Mahmood, babasını sessiz, düşünceli ve okumayı seven biri olarak tanımlıyor.

Jemilah Mahmood, çocukken her sabah uyandığında evlerinde hiç tanımadığı kişiler olduğunu görürmüş. Babası muhtaç insanları hep evinde misafir edermiş. Onların ihtiyaçlarını karşılar, ailece onların dertlerine derman olmaya çalışırlarmış. Babasına her gün evlerine gelen bu yabancıların kim olduğunu sorduğunda ise “Bak şu iş aramaya geldi, diğerinin evi yok.” cevabını alırmış.

Jemilah Mahmood çocukken çok meraklı olduğundan evlerine gelen bu insanlarla sürekli muhabbet etme fırsatı bulmuş. Jemilah Mahmood’a göre bu durum onun sempati besleme ve empati kurma hassasiyetini geliştirmiş. Çünkü ona göre “İnsanların durumlarını anlamak için önce ne yaptıklarını görmek gerekiyor.” Bunun için de evlerine gelen her evsizle sohbet etmiş Jemilah. Çocuk yaşına rağmen onları anlamaya çalışarak, yaşadıkları yerlerdeki zorlukları birebir hissetmiş.

“Ben başkalarıyla ilgilenmeyi çok seven bir ailede büyüdüm. Biz muhtaç ailelerle aynı evde oturuyorduk. Ailem insanlara yardım etmekten çekinmiyordu. Onlara her zaman çok cömert davrandılar.” Ailesini böyle tanımlıyor Jemilah Mahmood. Onların yardımseverliği sayesinde o da paylaşmayı yardımlaşmayı çocuk yaşta öğrenmiş.

Çocukluğunda vaktinin çoğunluğunu babasıyla geçiren Jemilah Mahmood, onunla beraber muhtaç olanlara yardım etmeyi, onların dertleriyle dertlenmeyi öğrenmiş ve bu hassasiyetle yetişmiş. Babasının onun hayatında her zaman ayrı bir yeri olmuş. Jemilah Mahmood için babası bir rol model, onu tüm kötülüklerden koruyup kollayan bir kahramanmış.

Babasını bu kadar değerli gören Jemilah dokuz yaşına geldiğinde babasını kanser hastalığı sebebiyle kaybetmiş. Babasının yanından hiç ayrılmayan Jemilah için bu durumun çok üzücü olduğunu, onun yokluğuna çok zor alıştığını ve hatta dünyasının başına yıkıldığını ifade ediyor.

Dokuz yaşından sonra annesinin desteğiyle eğitim hayatını sürdüren Jemilah Mahmood, on dört yaşına geldiğinde aile üyelerine yardım amacıyla Singapur’a gitmiş. O yaştaki bir çocuk için büyük bir sorumluluk olan bu durum Jemilah Mahmood’un hayatında unutamadığı zamanlardan biri olmuş.

Jemilah Mahmood’un karşılaştığı eğitimciler de onun hayatında izler bırakmış. Onların eğitime verdiği önem, topluma ve öğretmenlerinin insanlık adına iyilik yapmanın öneminden bahsetmeleri ve Jemilah Mahmood’u bu konuda teşvik etmeleri onun iyilikten ayrılmamasını sağlamış. Meslek seçiminde ailesi gazeteci olabileceğini söylese de zorluklarla mücadele etmeyi sevdiğinden doktorluğu tercih etmiş.

1959 doğumlu olan Jemilah Mahmood, 1986 yılında Malezya Ulusal Üniversitesi’nden doktor olarak mezun oldu ve 1992 yılında Doğum ve Kadın Hastalıkları Ana Bilim Dalı’ndan doktora derecesini aldı. İngiltere’de ve İsviçre’de eğitimler aldıktan sonra hastaları tedavi etmeye başladı. Hedefine ulaşmıştı fakat daha farklı şeyler yapmalı ve herkese yardımcı olmalıydı. Dünya’da yardıma ihtiyacı olan çok kişi vardı, şimdi onlara yardım eli uzatılmalıydı. Felaketlerle boğuşan ve savaş ortasında kalanları üzüntü içinde tv’den izleyen Jemilah Mahmoud, bir türlü harekete geçememişti.

Aileden paylaşmayı ve yardımlaşmayı görmüş ve hayatını da bu doğrultuda sürdürmeye karar vermişti. Çünkü daha çocukken bu duyguyu tatmıştı. İyilik yapma duygusu insanın içine bir kez işledi mi devamı da muhakkak gelirdi. Fakat araya giren eğitim ve iş hayatı bir süreliğine de olsa iyilik adına istediği adımı atmasına engel oldu. Bir süre sonra bu duygu yine kendisini rahat bırakmadı. Birgün oğluyla beraber televizyon izlerken yine yardıma ihtiyacı olan insanları görmüş ve üzülmüştü. Beş yaşındaki oğlu ise “Sen doktorsun onlara yardım edebilirsin.” diyerek annesine yol göstermişti. İyilik yapma isteği gün geçtikçe artıyordu. Birgün uyandı ve düşündü: Hastalarını seviyordu, yaptığı işi seviyordu. Fakat gerçekten yapmak istediği şeylere henüz ulaşamamıştı. İlk zamanlar Médecins Sans Frontières’e (Sınır Tanımayan Doktorlar) katılmayı düşündü. Bu şekilde savaş ve doğal afetlerle zarar görmüş ülkelere yardım elini uzatabilirdi. Bu bölgedeki hastaları tedavi edebilir ve projeler üretebilirdi. Fakat Batılı kuruluşların insanlara ulaşmalarının zor olacağını düşündü ve bu boşluğu doldurmak için bir iyilik ağı oluşturmayı kuvvetli bir şekilde hissetti. Evet, bunu Jemilah Mahmood yapmalıydı. Aylardır afet bölgelerindeki insanlara yardım edemediği için rahat bir nefes alamamıştı. Çünkü o çocukluğundaki günlere dönüp yine her ihtiyacı olana, anne ve babası gibi elini uzatmak istemişti. Aylardır içini kemirip duran, geceleri uykusunu kaçıran zor durumdaki insanlara yardım edememiş olmasıydı. Zaman kaybetmeden bir yardım kuruluşu kurmaya karar verdi. Ailesinin ve eşinin de desteğiyle ihtiyaçlara cevap verebilecek bir insani yardım kuruluşu için çalışmalara başladı.

MERCY Yardım Kuruluşu

Dr. Jemilah Mahmood iyilik yapma niyetiyle çıktığı bu yolda en büyük desteği eşinden gördü. Eşi Ashar Abdullah da Jemilah Mahmood gibi bir doktor. İkisi beraber Malezya’ya tıbbi yardımlaşma derneğini kurdu. Asıl fikrin eşi Dr. Ashar Abdullah’tan geldiğini söyleyen Jemilah Mahmood, bu organizasyonu 1999 yılında açtı.

Aslında her şey Kosova’da 1999 yılında binlerce hayatın kaybedildiği acının ve şiddetli savaşın yaşanmasıyla başladı. Kosova’daki kadın ve çocukların durumunu gören Dr. Jemilah Mahmood onlara gönüllü olarak elini uzatmaya başladı.

Afet ve savaş zamanında yardım edebilecek hazır bir kuruluş bulamayınca aynı fikirdeki arkadaşlarıyla bir araya gelip Malezya Tıbbi Yardımlaşma Derneği’ni (MERCY) kurdu. Kuruluşun amacı ise Malezyalıların insani yardım hareketlerinde rol almalarını sağlamak ve bu alandaki faaliyetlerini yürütebilecekleri bir platform oluşturabilmek. Dil, din, kültür ve sınırdan bağımsız olarak başkalarına yardım etme amacıyla kurulan bu kuruluşun tek amacı iyilik… Bir araya getirilen ekipler de her kesimden insanlardan oluşmaktaydı.

Gönüllülük ve fedakârlık esasına dayalı bu iyilik ağı gün geçtikçe büyüyüp her gittiği yerde insanların yüzünü güldürmeyi başardı.

Jemilah Mahmood 1999’dan 2010 yılına kadar on bir yıl boyunca bu iyilik ağının organizatörü oldu. Malezyalıları ve Malezya dışındaki insanları iyilik etrafında bir araya getirdi.

Endonezya Açe’de

2004 yılında Hint Okyanusu’nda meydana gelen deprem, yüksekliği otuz metreyi bulan tsunamilerin oluşmasına neden oldu. Tarihteki en çok ölümlerin yaşandığı tsunami sonucu iki yüz binden fazla kişi hayatını kaybetti. Jemilah Mahmood Endonezya Açe’ye gönüllü olarak katıldı ve burada hem gönüllü ekibini yönetti hem de gıda, giyecek, tıbbi yardım gibi ihtiyaçlarını karşıladı. Onun felaketlerle mücadelede kullandığı en önemli yöntem ise bölgedeki halkı hızlı bir şekilde organize edebilmesiydi.

Jemilah Mahmood bölge halkıyla iletişim kurarak onların da yardım faaliyetlerinde aktif olarak çalışmasını sağladı. Açe’de yaptıkları sadece bunlarla sınırlı değildi, evleri yıkılan halkın evlerinin yeniden yapılması için onlara yardımcı oldu. Afet bölgesinde acil durumlarda destek vermenin yanı sıra sağlık sistemlerini geliştirmek için çalışmalar başlattı. Bu amaçla Endonezya Açe’de bir Hemşirelik Okulu’nun yapılmasını sağladı. Yaptığı bu hizmetlerle olağanüstü durumlarda eğitimli kişilerin hızlı bir şekilde alana dağılmasını sağladı. Felaketler oluşmadan önce gönüllülerin önleme, hazırlık ve kurtarma gibi konuları kapsayan daha bütünsel yaklaşımlarla eğitilmelerinde etkin rol oynadı.

Endonezya’dan başka Sudan, Afganistan, Sri Lanka, Filipinler, Myanmar gibi afetlerden etkilenen ülkelerde evleri yıkılan mağdur insanlara evlerini yeniden inşa etme konusunda yardımcı oldu. Hastanelerin yeniden kurulmasına, okulların yeniden inşa edilmesinde aktif olarak rol oynadı. Okulu yıkılan bir afet bölgesine gittiğinde okulun yerini sormuş ve yerini gösterdiklerinde: “Hadi hemen başlayalım okulu yapmaya!” diyerek etraftaki insanların da yardımıyla okulun inşasına başlamış ve beraberce bitirmişlerdi.

Bağdat’ta Ölümden Döndü

Jemilah Mahmood cömert olduğu kadar cesur bir iyilikseverdi. Bağdat’ta savaş başladığı zaman hiç tereddüt etmeden gönüllü olmaya karar verdi. Patlamaların, kurşun seslerinin içinde yaralılara müdahale etmeye çalıştı.

Bağdat’ta iyilik yapmaya gittiği zaman başına gelen bir olay da onun iyiliğe olan tutkusunu tüm insanlığa göstermişti. Dr. Jemilah Mahmood, tıbbi yardım ve malzeme için yola çıktığı Irak yolunda bir yanlışlık sonucu ateş altında kaldı. Ambulans ekibini, şehre bomba atanlarla karıştırmışlardı. Yaşanan bu olay trajik bir hadiseydi. Çünkü Dr. Jemilah Mahmood kalçasından vurulmuş ambulanstaki diğer iki doktor ise ağır yaralanmıştı.

O insanlığa olan sevgisini işte bu olaydan sonra kanıtlamıştı. Hastanedeki doktorlar vücudundaki mermiyi çıkarmak istedi fakat o başka insanların hastanedeki müdehaleye kendisinden daha çok ihtiyacı olduğunu söyleyerek buna izin vermedi. Çocukken babası ona daha çok ihtiyacı olanın önüne geçilmeyeceğini öğretmişti. Beş gün boyunca kalçasında mermiyle dolaştı ve o haliyle hastaları tedavi etti. “Onların tedavi olmaya daha çok ihtiyaçları var.” diyerek kendi canını hiçe saydı.

Bir süre sonra ambulanslarına kurşun sıkan kişi yanına geldi. Dr. Jemilah Mahmood’dan özür diledi. Yanlışlıkla olduğunu söyledi. Ondan kendisini affetmesini istedi. Dr. Jemilah Mahmood yaşadığı o kadar sıkıntıya rağmen onu tereddüt etmeden affetti. Bu kişiye karşı en ufak bir kin bile duymadı. Irak’ta kaldığı süre boyuncu karşılaştığı insanların kısa bir zaman sonra bazen kanlar içinde bazen bir ceset olarak hastaneye getirilmesi onu çok etkilemişti. “Savaşlar insanlara karşı yapılıyor ve insanlar artık kime güveneceğini bilmiyordu.” Dr. Jemilah Mahmood bunları ifade etmiş ve savaş süresince insanların ailelerini ve sevdiklerini kaybetme duygusuyla yaşadıklarını onlarla beraber hissetmişti.

İyilik Elçisi Dr. Jemilah Mahmood

Kanatlarımın altındaki rüzgâr…

En büyük destekçisinin eşi olması sebebiyle eşinden böyle bahsediyor Dr. Jemilah Mahmood. Çocukluğunda kendisini iyilik yapma duygusuyla yetiştiren ailesine ise minnettar.

Jemilah Mahmood, hayatı iyiliklerle dolu bir insan. O, afetleri önleme ve yardım, eğitim, yoksulluğun azaltılması gibi konularda çaba gösterdi. İnsani yardım çalışmalarının koordinasyon görevlerinde yer aldı.

Bir konuşmasında insanların savaşlara karşı duyarsızlaştığından ve beyinlerin artık bunu normal olarak algıladığından yakındı. İnsanların bu gibi olaylara uzak kalmak istediğini ve hayatlarını olaylara dâhil etmediklerini, insanların gittikçe hissizleştiğini üzülerek anlattı. İnsanların sempati beslemek ve empati kurmaktan uzaklaştığını da ifadelerine ekledi.

Dr. Jemilah Mahmood iyilik yapma tutkusu kendisini sarınca evinde duramadı ve nerede muhtaç bir kişi varsa elinden tutmak için yollara düştü. Kimi zaman savaşın ortasında kalmış bir çocuğun elinden tuttu kimi zaman evi yıkılmış birinin evine tuğla taşıdı. O, yaptıklarıyla birçok kişinin kaderini değiştirdi.

Dr. Jemilah Mahmood, iyiliğin dünyayı değiştirebileceğini yaptıklarıyla kanıtladı.

Dr. Jemılah Mahmood

İnsanların durumlarını anlamak için önce ne yaptıklarını görmemiz gerekiyor. Onlara karşı sempati beslemeliyiz empati kurmalıyız.

O bir anne…
Bir eş…
Hastanede şifa dağıtan bir doktor…
Ve tüm felaket yerlerinde koşturup duran bir iyilik elçisi…

Jemilah Mahmood’un iyilik serüveni o çok küçükken başlamıştı. Annesinin Çinli ve babasının Malay olması onun kültürel olarak çeşitli bir ortamda yetişmesini sağladı. Çocukluğunda babasının yaptığı iyilikler zihnine yer etti ve bir pusula gibi ona yön gösterdi. İlham kaynağının babası olduğunu söyleyen Jemilah Mahmood, babasını sessiz, düşünceli ve okumayı seven biri olarak tanımlıyor.

Jemilah Mahmood, çocukken her sabah uyandığında evlerinde hiç tanımadığı kişiler olduğunu görürmüş. Babası muhtaç insanları hep evinde misafir edermiş. Onların ihtiyaçlarını karşılar, ailece onların dertlerine derman olmaya çalışırlarmış. Babasına her gün evlerine gelen bu yabancıların kim olduğunu sorduğunda ise “Bak şu iş aramaya geldi, diğerinin evi yok.” cevabını alırmış.

Jemilah Mahmood çocukken çok meraklı olduğundan evlerine gelen bu insanlarla sürekli muhabbet etme fırsatı bulmuş. Jemilah Mahmood’a göre bu durum onun sempati besleme ve empati kurma hassasiyetini geliştirmiş. Çünkü ona göre “İnsanların durumlarını anlamak için önce ne yaptıklarını görmek gerekiyor.” Bunun için de evlerine gelen her evsizle sohbet etmiş Jemilah. Çocuk yaşına rağmen onları anlamaya çalışarak, yaşadıkları yerlerdeki zorlukları birebir hissetmiş.

“Ben başkalarıyla ilgilenmeyi çok seven bir ailede büyüdüm. Biz muhtaç ailelerle aynı evde oturuyorduk. Ailem insanlara yardım etmekten çekinmiyordu. Onlara her zaman çok cömert davrandılar.” Ailesini böyle tanımlıyor Jemilah Mahmood. Onların yardımseverliği sayesinde o da paylaşmayı yardımlaşmayı çocuk yaşta öğrenmiş.

Çocukluğunda vaktinin çoğunluğunu babasıyla geçiren Jemilah Mahmood, onunla beraber muhtaç olanlara yardım etmeyi, onların dertleriyle dertlenmeyi öğrenmiş ve bu hassasiyetle yetişmiş. Babasının onun hayatında her zaman ayrı bir yeri olmuş. Jemilah Mahmood için babası bir rol model, onu tüm kötülüklerden koruyup kollayan bir kahramanmış.

Babasını bu kadar değerli gören Jemilah dokuz yaşına geldiğinde babasını kanser hastalığı sebebiyle kaybetmiş. Babasının yanından hiç ayrılmayan Jemilah için bu durumun çok üzücü olduğunu, onun yokluğuna çok zor alıştığını ve hatta dünyasının başına yıkıldığını ifade ediyor.

Dokuz yaşından sonra annesinin desteğiyle eğitim hayatını sürdüren Jemilah Mahmood, on dört yaşına geldiğinde aile üyelerine yardım amacıyla Singapur’a gitmiş. O yaştaki bir çocuk için büyük bir sorumluluk olan bu durum Jemilah Mahmood’un hayatında unutamadığı zamanlardan biri olmuş.

Jemilah Mahmood’un karşılaştığı eğitimciler de onun hayatında izler bırakmış. Onların eğitime verdiği önem, topluma ve öğretmenlerinin insanlık adına iyilik yapmanın öneminden bahsetmeleri ve Jemilah Mahmood’u bu konuda teşvik etmeleri onun iyilikten ayrılmamasını sağlamış. Meslek seçiminde ailesi gazeteci olabileceğini söylese de zorluklarla mücadele etmeyi sevdiğinden doktorluğu tercih etmiş.

1959 doğumlu olan Jemilah Mahmood, 1986 yılında Malezya Ulusal Üniversitesi’nden doktor olarak mezun oldu ve 1992 yılında Doğum ve Kadın Hastalıkları Ana Bilim Dalı’ndan doktora derecesini aldı. İngiltere’de ve İsviçre’de eğitimler aldıktan sonra hastaları tedavi etmeye başladı. Hedefine ulaşmıştı fakat daha farklı şeyler yapmalı ve herkese yardımcı olmalıydı. Dünya’da yardıma ihtiyacı olan çok kişi vardı, şimdi onlara yardım eli uzatılmalıydı. Felaketlerle boğuşan ve savaş ortasında kalanları üzüntü içinde tv’den izleyen Jemilah Mahmoud, bir türlü harekete geçememişti.

Aileden paylaşmayı ve yardımlaşmayı görmüş ve hayatını da bu doğrultuda sürdürmeye karar vermişti. Çünkü daha çocukken bu duyguyu tatmıştı. İyilik yapma duygusu insanın içine bir kez işledi mi devamı da muhakkak gelirdi. Fakat araya giren eğitim ve iş hayatı bir süreliğine de olsa iyilik adına istediği adımı atmasına engel oldu. Bir süre sonra bu duygu yine kendisini rahat bırakmadı. Birgün oğluyla beraber televizyon izlerken yine yardıma ihtiyacı olan insanları görmüş ve üzülmüştü. Beş yaşındaki oğlu ise “Sen doktorsun onlara yardım edebilirsin.” diyerek annesine yol göstermişti. İyilik yapma isteği gün geçtikçe artıyordu. Birgün uyandı ve düşündü: Hastalarını seviyordu, yaptığı işi seviyordu. Fakat gerçekten yapmak istediği şeylere henüz ulaşamamıştı. İlk zamanlar Médecins Sans Frontières’e (Sınır Tanımayan Doktorlar) katılmayı düşündü. Bu şekilde savaş ve doğal afetlerle zarar görmüş ülkelere yardım elini uzatabilirdi. Bu bölgedeki hastaları tedavi edebilir ve projeler üretebilirdi. Fakat Batılı kuruluşların insanlara ulaşmalarının zor olacağını düşündü ve bu boşluğu doldurmak için bir iyilik ağı oluşturmayı kuvvetli bir şekilde hissetti. Evet, bunu Jemilah Mahmood yapmalıydı. Aylardır afet bölgelerindeki insanlara yardım edemediği için rahat bir nefes alamamıştı. Çünkü o çocukluğundaki günlere dönüp yine her ihtiyacı olana, anne ve babası gibi elini uzatmak istemişti. Aylardır içini kemirip duran, geceleri uykusunu kaçıran zor durumdaki insanlara yardım edememiş olmasıydı. Zaman kaybetmeden bir yardım kuruluşu kurmaya karar verdi. Ailesinin ve eşinin de desteğiyle ihtiyaçlara cevap verebilecek bir insani yardım kuruluşu için çalışmalara başladı.

MERCY Yardım Kuruluşu

Dr. Jemilah Mahmood iyilik yapma niyetiyle çıktığı bu yolda en büyük desteği eşinden gördü. Eşi Ashar Abdullah da Jemilah Mahmood gibi bir doktor. İkisi beraber Malezya’ya tıbbi yardımlaşma derneğini kurdu. Asıl fikrin eşi Dr. Ashar Abdullah’tan geldiğini söyleyen Jemilah Mahmood, bu organizasyonu 1999 yılında açtı.

Aslında her şey Kosova’da 1999 yılında binlerce hayatın kaybedildiği acının ve şiddetli savaşın yaşanmasıyla başladı. Kosova’daki kadın ve çocukların durumunu gören Dr. Jemilah Mahmood onlara gönüllü olarak elini uzatmaya başladı.

Afet ve savaş zamanında yardım edebilecek hazır bir kuruluş bulamayınca aynı fikirdeki arkadaşlarıyla bir araya gelip Malezya Tıbbi Yardımlaşma Derneği’ni (MERCY) kurdu. Kuruluşun amacı ise Malezyalıların insani yardım hareketlerinde rol almalarını sağlamak ve bu alandaki faaliyetlerini yürütebilecekleri bir platform oluşturabilmek. Dil, din, kültür ve sınırdan bağımsız olarak başkalarına yardım etme amacıyla kurulan bu kuruluşun tek amacı iyilik… Bir araya getirilen ekipler de her kesimden insanlardan oluşmaktaydı.

Gönüllülük ve fedakârlık esasına dayalı bu iyilik ağı gün geçtikçe büyüyüp her gittiği yerde insanların yüzünü güldürmeyi başardı.

Jemilah Mahmood 1999’dan 2010 yılına kadar on bir yıl boyunca bu iyilik ağının organizatörü oldu. Malezyalıları ve Malezya dışındaki insanları iyilik etrafında bir araya getirdi.

Endonezya Açe’de

2004 yılında Hint Okyanusu’nda meydana gelen deprem, yüksekliği otuz metreyi bulan tsunamilerin oluşmasına neden oldu. Tarihteki en çok ölümlerin yaşandığı tsunami sonucu iki yüz binden fazla kişi hayatını kaybetti. Jemilah Mahmood Endonezya Açe’ye gönüllü olarak katıldı ve burada hem gönüllü ekibini yönetti hem de gıda, giyecek, tıbbi yardım gibi ihtiyaçlarını karşıladı. Onun felaketlerle mücadelede kullandığı en önemli yöntem ise bölgedeki halkı hızlı bir şekilde organize edebilmesiydi.

Jemilah Mahmood bölge halkıyla iletişim kurarak onların da yardım faaliyetlerinde aktif olarak çalışmasını sağladı. Açe’de yaptıkları sadece bunlarla sınırlı değildi, evleri yıkılan halkın evlerinin yeniden yapılması için onlara yardımcı oldu. Afet bölgesinde acil durumlarda destek vermenin yanı sıra sağlık sistemlerini geliştirmek için çalışmalar başlattı. Bu amaçla Endonezya Açe’de bir Hemşirelik Okulu’nun yapılmasını sağladı. Yaptığı bu hizmetlerle olağanüstü durumlarda eğitimli kişilerin hızlı bir şekilde alana dağılmasını sağladı. Felaketler oluşmadan önce gönüllülerin önleme, hazırlık ve kurtarma gibi konuları kapsayan daha bütünsel yaklaşımlarla eğitilmelerinde etkin rol oynadı.

Endonezya’dan başka Sudan, Afganistan, Sri Lanka, Filipinler, Myanmar gibi afetlerden etkilenen ülkelerde evleri yıkılan mağdur insanlara evlerini yeniden inşa etme konusunda yardımcı oldu. Hastanelerin yeniden kurulmasına, okulların yeniden inşa edilmesinde aktif olarak rol oynadı. Okulu yıkılan bir afet bölgesine gittiğinde okulun yerini sormuş ve yerini gösterdiklerinde: “Hadi hemen başlayalım okulu yapmaya!” diyerek etraftaki insanların da yardımıyla okulun inşasına başlamış ve beraberce bitirmişlerdi.

Bağdat’ta Ölümden Döndü

Jemilah Mahmood cömert olduğu kadar cesur bir iyilikseverdi. Bağdat’ta savaş başladığı zaman hiç tereddüt etmeden gönüllü olmaya karar verdi. Patlamaların, kurşun seslerinin içinde yaralılara müdahale etmeye çalıştı.

Bağdat’ta iyilik yapmaya gittiği zaman başına gelen bir olay da onun iyiliğe olan tutkusunu tüm insanlığa göstermişti. Dr. Jemilah Mahmood, tıbbi yardım ve malzeme için yola çıktığı Irak yolunda bir yanlışlık sonucu ateş altında kaldı. Ambulans ekibini, şehre bomba atanlarla karıştırmışlardı. Yaşanan bu olay trajik bir hadiseydi. Çünkü Dr. Jemilah Mahmood kalçasından vurulmuş ambulanstaki diğer iki doktor ise ağır yaralanmıştı.

O insanlığa olan sevgisini işte bu olaydan sonra kanıtlamıştı. Hastanedeki doktorlar vücudundaki mermiyi çıkarmak istedi fakat o başka insanların hastanedeki müdehaleye kendisinden daha çok ihtiyacı olduğunu söyleyerek buna izin vermedi. Çocukken babası ona daha çok ihtiyacı olanın önüne geçilmeyeceğini öğretmişti. Beş gün boyunca kalçasında mermiyle dolaştı ve o haliyle hastaları tedavi etti. “Onların tedavi olmaya daha çok ihtiyaçları var.” diyerek kendi canını hiçe saydı.

Bir süre sonra ambulanslarına kurşun sıkan kişi yanına geldi. Dr. Jemilah Mahmood’dan özür diledi. Yanlışlıkla olduğunu söyledi. Ondan kendisini affetmesini istedi. Dr. Jemilah Mahmood yaşadığı o kadar sıkıntıya rağmen onu tereddüt etmeden affetti. Bu kişiye karşı en ufak bir kin bile duymadı. Irak’ta kaldığı süre boyuncu karşılaştığı insanların kısa bir zaman sonra bazen kanlar içinde bazen bir ceset olarak hastaneye getirilmesi onu çok etkilemişti. “Savaşlar insanlara karşı yapılıyor ve insanlar artık kime güveneceğini bilmiyordu.” Dr. Jemilah Mahmood bunları ifade etmiş ve savaş süresince insanların ailelerini ve sevdiklerini kaybetme duygusuyla yaşadıklarını onlarla beraber hissetmişti.

İyilik Elçisi Dr. Jemilah Mahmood

Kanatlarımın altındaki rüzgâr…

En büyük destekçisinin eşi olması sebebiyle eşinden böyle bahsediyor Dr. Jemilah Mahmood. Çocukluğunda kendisini iyilik yapma duygusuyla yetiştiren ailesine ise minnettar.

Jemilah Mahmood, hayatı iyiliklerle dolu bir insan. O, afetleri önleme ve yardım, eğitim, yoksulluğun azaltılması gibi konularda çaba gösterdi. İnsani yardım çalışmalarının koordinasyon görevlerinde yer aldı.

Bir konuşmasında insanların savaşlara karşı duyarsızlaştığından ve beyinlerin artık bunu normal olarak algıladığından yakındı. İnsanların bu gibi olaylara uzak kalmak istediğini ve hayatlarını olaylara dâhil etmediklerini, insanların gittikçe hissizleştiğini üzülerek anlattı. İnsanların sempati beslemek ve empati kurmaktan uzaklaştığını da ifadelerine ekledi.

Dr. Jemilah Mahmood iyilik yapma tutkusu kendisini sarınca evinde duramadı ve nerede muhtaç bir kişi varsa elinden tutmak için yollara düştü. Kimi zaman savaşın ortasında kalmış bir çocuğun elinden tuttu kimi zaman evi yıkılmış birinin evine tuğla taşıdı. O, yaptıklarıyla birçok kişinin kaderini değiştirdi.

Dr. Jemilah Mahmood, iyiliğin dünyayı değiştirebileceğini yaptıklarıyla kanıtladı.

Comments are closed.